Gıdalar Hakkında Yanlış Bildiğimiz Doğrular

Gıdalar Hakkında Yanlış Bildiğimiz Doğrular

Sağlıklı beslenme ve gıda konusunda her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Özellikle gıda güvenliği sağlamanın giderek zorlaştığı günümüzde, sağlıklı bir beslenme için doğru bilgilere sahip olmak oldukça önemli. Bu yazımızda, gıdalar hakkında yanlış bildiğimiz doğruları inceleyeceğiz.

Her gün değişen bilgi: İnek sütü ve buğday gerçekten sağlıksız mı?

Bu konuda her beslenme uzmanının farklı bir görüşü vardır. Hatta ne kadar çok beslenme uzmanı varsa, o kadar çok bilgi dolaşır diyebiliriz. Ancak her besinin faydaları olduğu gibi, bazı durumlarda zararları da olabilir. İnek sütünün zararlı olduğu nokta, genellikle yağlı sütlerdir. İnek sütünün yağı kandaki kolesterolü artırabilir. Bu konuda kesin bir sonuç olmamakla birlikte, erkeklerde prostat kanserini tetikleyebileceği de öne sürülmüştür. Ancak, az yağlı süt ürünleri tercih edildiğinde ve dozunda tüketildiğinde, inek sütünün pek çok yararı bulunmaktadır. Örneğin; B12 vitamini, iyot, kalsiyum, protein, çinko ve B vitamini bakımından zengin bir kaynaktır.

Organik gıda her zaman sağlıklı mıdır?

Üzerinde organik işareti bulunan gıda maddelerinin her zaman daha sağlıklı olduğu iddiası da doğru bilinen yanlışlar arasındadır. Organik tarım toprak için önemlidir, ancak ne yazık ki organik ürünlerin, geleneksel tarım ürünlerine göre her zaman daha sağlıklı olduğu bilgisi doğru değildir.  Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki araştırmacılar tarafından 2012 yılında organik ve geleneksel gıdaları karşılaştıran 200'den fazla çalışmayı gözden geçiren araştırmaya göre iki gıda türü arasında besin seviyeleri açısından tutarlı bir farklılık bulunmuyor. Çalışma aynı zamanda organik ürünlerin geleneksel ürünlere kıyasla pestisit kontaminasyonu riskinin yüzde 30 daha düşük olduğunu ancak tüm gıdalardaki pestisit seviyelerinin genel olarak izin verilen güvenlik sınırları dahilinde olduğunu ortaya koyuyor.[1]

Bu konudaki araştırmalar devam ederken uzmanlar, mümkün olduğu kadar kaynağını bildiğiniz taze ürünleri tüketmenizi ve satın alacağınız ürünlerin içindekiler bölümünü dikkatlice okuyup daha sonra karar vermenizi tavsiye ediyorlar.

Diyet yaparken karbonhidratı tamamen kesmek mi gerekir?

Kilo vermek isteyenlerin hiç karbonhidrat tüketmemesi gerektiği bilgisi de yanlış bir inanıştır. Aslında bu bilgide doğruluk payı bulunsa da kesinlikle hiç karbonhidrat tüketmemek gerektiği anlamına gelmez. Karbonhidratlar kan şekerini yükseltir, insülin salınımını artırır ve bu nedenle yağ yakımını engelleyebilir, ancak bu tamamen karbonhidratları kesmeyi gerektirmez. Hatta uzun süreli diyetler boyunca hiç karbonhidrat tüketmemek, vücudun enerji ihtiyacını karşılayamamasına neden olabilir. Diyet yaparken neyin ne kadar tüketilmesi gerektiğine dair kararı, kişinin vücut analizi ve bir diyetisyenin görüşü belirlemelidir.

En sağlıklı besin çiğ gıda mı?

Çiğ gıdanın her zaman daha sağlıklı olduğu inanışı da yanlış bir bilgiye dayanmaktadır. Sebzeler, zaten değerli besin maddeleri açısından çok zengin değildirler, ancak bol miktarda C vitamini ve folik asit içerirler, bu yüzden faydalıdırlar. Pişirme işlemi sırasında C vitamini azalabilir, bu nedenle çiğ sebzeler ve meyveler tüketmek önemlidir. Ancak bu ihtiyacı, zaten çiğ tüketilen sebzelerden (örneğin roka, maydanoz, marul) karşılamak mümkündür. Ispanak, karnabahar, brokoli gibi sebzelerin pişirilmesi ise iki nedenle daha faydalıdır. Birincisi, pişirilmiş sebzelerin yoğunluğu azaldığından daha fazla tüketilebilir hale gelirler. İkincisi, sebzeleri pişirerek E.coli O157 gibi birçok zararlı bakteriden arındırmış olursunuz.

Şeker sorunu

Şekerin çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna neden olduğu inanışı da yanlış bir bilgiye dayanmaktadır. Bu tez, 50 yıl önce ABD'de ortaya atılmıştır, ancak doğru olmadığı sonradan anlaşılmıştır. Bu bilginin yerini, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) şekerin değil, yapay renklendiricilerin neden olduğu tezi almıştır. Ancak ikisi arasında gerçek bir nedensel ilişki olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

DEHB'nin genetik, çevre ve beyin kimyası da dahil olmak üzere birçok katkıda bulunan faktörün rol oynadığı karmaşık bir durum olduğunu belirtmek de önemlidir. Yapay renklendiricilerin DEHB'den tek başına sorumlu olması pek olası değildir. Çocuğunuzda DEHB olabileceğinden endişeleniyorsanız her şeyden önce değerlendirme için bir doktora görünmeniz önemlidir.

İlginizi Çekebilir

Yükleniyor...
Yükleniyor